Fotoğraf Seçimi Çekimden Daha Zor Bir İş
- 14 Ağu
- 1 dakikada okunur
Çekimden sekiz yüz kare çıktı. Hepsi teknik olarak düzgün, çoğu iyi. Şimdi bunların içinden yirmi tanesini seçmek gerekiyor ve bu iş, çekimin kendisinden uzun sürüyor.
Seçim (editing), fotoğrafçılığın en az konuşulan ama sonucu en çok belirleyen aşaması. Çünkü teslim edilen iş, çekilen fotoğraflar değil; seçilen fotoğraflar. Kötü bir seçim, harika bir çekimi sıradanlaştırabiliyor — ve iyi bir seçim, ortalama bir çekimden güçlü bir set çıkarabiliyor.
Seçimi kolaylaştıran ve iyileştiren yaklaşımlar:
İki turda eleyin: İlk turda sadece 'kesinlikle hayır' olanları atın; ince eleme ikinci turda yapılır.
Hızlı bakın: Uzun uzun incelemek yerine hızlı geçmek, hangi karenin gerçekten dikkat çektiğini gösterir.
Benzerleri yan yana koyun: Aynı anın beş karesinden en iyisi ancak karşılaştırınca belli olur.
Emek yatırımını unutun: Çekmesi zor olan kare, iyi kare olmak zorunda değil.
Sete bakın, kareye değil: Tek tek iyi olan yirmi fotoğraf, birlikte dağınık bir set oluşturabilir.
Ara verin: Çekimden hemen sonra yapılan seçim duygusaldır; ertesi gün bakış çok daha nettir.
Müşteriye sunulan kare sayısı da bir karar. Yüz fotoğraf göndermek cömertlik gibi görünüyor ama müşteriyi seçim yükü altında bırakıyor ve zayıf kareler setin geneline dair algıyı düşürüyor. Az sayıda güçlü kare sunmak, hem işi hem seçeni koruyor.
Bir fotoğrafçının gerçek imzası çektiklerinde değil, gösterdiklerinde. Neyin gösterileceğine karar vermek — yani neyin atılacağını bilmek — çekim becerisinden ayrı ve çoğu zaman daha zor bir yetenek.


